Menu

Skip to Content

Category Archives: Medikal Estetik

Cilt Bakımı

Sağlıklı bir cilt görünümüne sahip olmak, cildi beslemek ve cildin ihtiyaç duyduğu bakımı sağlamaktan geçiyor. İhmal edilen cilt bakımı maalesef zamanla cilt problemlerinin oluşmasına neden olurken, kalıcı izleri de beraberinde getirebiliyor. Yaşlanma ve bazı dış etkenler de cildin dengesini yitirmesine sebebiyet verebiliyor. Cildin PH dengesini kaybetmesi ise başlı başına pek çok sorunu doğurabiliyor.

Profesyonel Bir Cilt Bakımı Yapılmalı

Cildin yapısına ve ortaya çıkan sorunlara göre yeniden PH dengesi sağlanarak gözeneklerin temizlenmesi ve aynı zamanda genişlemiş olan gözeneklerin sıkılaşması profesyonel bir cilt bakımı ile mümkün olabilir. Gelişigüzel kullanılan kalitesiz kozmetik ürünler ile yapılan bakım maalesef cildi temizlemek ve dengesini korumak yerine cilt sorunlarına dahi neden olabiliyor. Sanal ağda cilt bakımı önerileri konusunda pek çok bilgi mevcut. Ancak bu bilgiler her cilt tipine uygun olmadığından uygulamak sakıncalı olabiliyor. Bu nedenle profesyonel bir cilt bakımının yapılması, en sağlıklı tercih olacaktır. Cildin dış etkenlerden korunabilmesi için tek bir işlem yerine kompleks bir tedavinin tercih edilmesi çok daha doğru olabiliyor. Kompleks tedavi esnasında cildin nem dengesinin de korunması gerekir.

Cilt Bakımı Neden Önemli?

Cilt vücudun genel sağlık durumunu da gösteren bir ayna konumundadır. Dengesiz beslenme, hijyen koşullarına uyulmaması, stres, fizyolojik bozukluklar ve daha pek çok etmen cilde yansır. Çeşitli sağlık sorunları ciltte farklı reaksiyonlara da neden olabilir. Ciltte aşırı kuruma, pullanma, akne oluşumu, kırışıklık ya da sarkma cildin gösterdiği reaksiyonlardan sadece birkaçı… Bu tür problemler ortaya çıktığında sağlık sorununa dair teşhis ve tedavinin yanı sıra, cilt bakımına da hemen başlanmalı. Cilt sorunları ihmal edildiğinde artarak daha büyük problemlere neden olabilir. Eğer düzenli cilt bakımı yaptırılırsa hijyenik, sağlıklı ve duru bir cilt görünümü elde etmek uzun sürmeyecektir. Kısaca, sorunsuz bir cilt görünümüne sahip olmak aslında hiç zor değil.

Cilt Bakımı Nasıl Yapılır?

Cildin beslenmesi ve bakım yapılması öncesinde cildin ihtiyaçları belirlenir. Dolayısıyla cilt bakımı nasıl yapılır sorusunun yanıtı, kişinin cilt durumuna göre değişkenlik gösterecektir. Cilt bakımına dair yapılan işlemleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Temizleme

Temizleme işleminde cilt tipine uygun üç farklı temizleyici kullanılır. Son derece hassas ve bir o kadar da derinlemesine bir temizleme işlemi yapılır.

  • Tonik

Alkolsüz tonikler kullanılarak cilt tipine uygun tonikleme uygulaması yapılır.

  • Arındırma

Ciltteki ölü derileri uzaklaştıran enzimatik maske ve buhar uygulaması yapılır.

  • Komedon Temizliği

Buhar ile gözenekler açılır ve komedonlar temizlenir.

  • Dezenfeksiyon

Temizlik sonrası ciltte antiseptik uygulama yapılır.

  • Özel Bakım

Hassasiyeti gideren, cildi toparlayan, nemlendiren ve yağlanmayı önleyen özel bir bakım yapılır.

  • Masaj

İnce bir yağ kullanılarak cilt masajı yapılır.

  • Maske

Cildin sorununu gidermeye yönelik maske uygulaması gerçekleştirilir.

  • Koruma

Cildi dış etmenlerden koruyan ürünle bakım işlemi tamamlanır.

DEVAMINI OKU

Tıbbi Botoks

Cilt, zamana yenik düşer. Yaşın ilerlemesiyle birlikte özellikle yüz bölgesinde kırışma ve sarkmaların meydana gelmesi ise kaçınılmazdır. Genetik faktörler, sigara kullanımı, güneş ışınlarına maruz kalma, beslenme ve yaşam şekli gibi çeşitli unsurlara bağlı olarak ciltteki kırışma ve sarkma erken yaşlarda da görülebilir. Her ne kadar cilt, zamana karşı direnç göstermese de, ilerleyen teknoloji sayesinde daha genç görünmek de mümkün.

Farklı cilt tiplerine uygulanabilen Ankara botoks sayesinde kırışıklık görünümünü azaltmak, ince kırışıklıkları yok etmek ve ciltte belirli bir düzeyde yukarı çekme işlemini sağlamak artık çok kolay. Yaygın bir şekilde uygulanan ve sonuçları ile memnuniyet yaratan bu teknik, son yıllarda çok daha geniş kapsamlı bir uygulama alanına kavuştu. Peki, botoks nedir ve vücudun hangi bölgelerinde uygulanabilir?

Botoks Nedir?

Colustridium botulinium ismini taşıyan bir bakteriden özel bir yöntem ile toksin elde edilir. Bu nörotoksin tıp biliminde botoks olarak adlandırılıyor. Cilt üzerindeki etkisi ise sinir-kas kavşaklarında sinir iletimini bozmak şeklinde gerçekleşiyor. Bu durum kas üzerinde bulunan liflerin paraliz etkisine maruz kalmasına sebebiyet veriyor. Fakat botoks etkisi olarak adlandırılan bu etki geçici olmakla beraber ağrı duymayı, dokunma hissini ve sıcak ya da soğuk hissini önlemiyor. Yüz üzerindeki karakteristik ifadeyi de bozmuyor. Dolayısıyla ciltte botoks uygulamasının mevcudiyetini dışarıdan bir kişinin anlaması pek mümkün olmuyor.

Botoks Nerelerde Kullanılır?

Cildin pek çok bölgesinde bu uygulamanın gerçekleştirilmesi mümkün. En çok tercih edilen ve başarı oranı en yüksek olan ise yüz bölgesi oluyor. Vücudun dekolte bölgesinde, ellerde ve boyun bölgesinde de bu uygulamadan faydalanılabilir. Yüz üzerinde ise botoksun uygulanabildiği alanlar şöyle:

  • Alın bölgesi
  • Burun ucu
  • Burun kenarları
  • Kaş ve iki kaş arasında kalan bölge
  • Dudak çevresi
  • Göz altı ve göz kenarları
  • Mimik çizgilerinin olduğu tüm alanlar

Botoks Nerelerde Kullanılır?

Yaşa bağlı olarak ortaya çıkan kırışık cilt görünümünün giderilmesi, botoksun en yaygın kullanım alanıdır. Aynı zamanda yüzde yerleşmiş bir ifadenin ortadan kaldırılması için de tercih edilebilir. Örneğin çatık kaş görünümü sinirli bir yüz ifadesini doğurur. Zamanla iki kaş arasında oluşan çizginin yok edilmesi ya da görünümünün hafifletilmesi de mümkün olabiliyor. Alın çizgileri, boyun bölgesinde oluşan çizgi görünümü ya da kaz ayağı görünümünün ortadan kalkması için de bu uygulamadan faydalanılabilir.

Son dönemde botoks yaptıranlar arasına hafif kaş düşüklüğü görünümünden şikayet edenler de eklendi. Çünkü uygulama düşük kaş görünümünü de hafifletebiliyor. Sadece estetik amaçlı olarak kullanılmayan botoks, çene kilitlenmesi, diş gıcırdatma aşırı terleme gibi sorunların ortadan kaldırılması noktasında da son derece başarılı bir yöntem.

Botoks Hangi Durumlarda Uygulanmaz?

Hamilelik döneminde olan kadınlarda botoks sonrası ortaya çıkabilecek problemler nedeniyle bu uygulama yapılamaz. Enfeksiyon yaşayan hastalarda da botoks yapılamaz.  Nöromüsküler rahatsızlıklar da (myasthenia gravis, amyotrophic lateral sclerozis vb.) botoksun yapılmasını engelleyebiliyor. Bunların dışında hemen her birey bu uygulamadan faydalanabilir.

Botoks Ne Zamandan Beri Kullanılıyor?

Bu teknik ilk olarak spastik ve paralitik sağlık sorunları yaşayanlar üzerinde uygulandı. 1987 yılında kozmetik amaçlı olarak kullanılmaya başlanan botoks uygulaması 1989 yılından itibaren daha geniş bir kullanım alanına kavuştu. Bu tarihte FDA’nın (American Food and Drug Administration) onayını alan botoks şaşılık, yarı yüz spazmı, blefarospazm sorunları üzerinde de kullanılmaya başlandı. Kozmetik alanında 1987 yılından bu yana kullanılmasına karşın FDA bu onayı 2002 yılında verdi.

Botoks Nasıl Uygulanır?

Bu uygulama, botoks adı verilen toksinin cilt altına enjekte edilmesi şeklinde gerçekleştirilir. Uygulamada son derece ince uçlu olan insülin enjektörü kullanılır. Enjeksiyon sırasında ciddi bir ağrı ya da sızı yaşanmaz. Sadece sinek ısırığı düzeyinde gayet hafif bir acı hissedildiğinden botoks uygulaması öncesinde anesteziye gerek duyulmuyor. Uygulamanın süresi yaklaşık olarak 10 dakika. İşlem sona erdiğinde kişi günlük hayatına kaldığı yerden devam edebiliyor.

Botoksun Etkisi Ne Zaman Başlar?

Uygulamanın yapılmasının ardından 1 ila 2 gün içerisinde etki ortaya çıkıyor. Etkinin maksimuma ulaşması ise 1 ila 4 hafta içerisinde meydana geliyor. Yaklaşık olarak 3 ila 4 aydan sonra bu etki azalma evresine giriyor. 6 ila 8 ay içerisinde ise botoksun yarattığı etki tamamen yok oluyor.

Botoks Sonrasında Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

Uygulamanın yapılmasından sonra 4 saat boyunca enjeksiyon yapılan bölgeye dokunulmaması, bu bölgenin asla masaj ya da ovma gibi hareketlere maruz kalmaması gerekir. Baş bölgesinin dik tutulması ve aşırı mimik kullanımından kaçınılmaz gerekir. Bunların dışında herhangi bir hususta dikkatli olmanızı gerektiren bir risk söz konusu olmaz.

Botoks Enjeksiyonunun Komplikasyonları Nelerdir?

Alın bölgesine uygulanan enjeksiyonda % 1 düzeyinde tek göz kapağında hafif düşüklük olabilir. Ancak bu düşüklük de geçicidir. Enjeksiyon bölgesinde hafif kızarıklık ve geçici bir baş ağrısı oluşabilir. Ender durumda botoks beklenen etkisi yapmayabilir. Ender durumlarda da bu etki beklenenden kısa sürebilir.

DEVAMINI OKU

Tıbbi Dolgu

Estetik dolgu işlemi, en genel şekli ile dolgu maddelerinin cildin içerisine ya da cildin altına enjekte edilmesi şeklinde tanımlanabilir. Dolgu maddesi olarak sentetik ya da yarı sentetik maddeler kullanılabilir. Ankara Dolgu işleminde enjektörün yanı sıra kanül yardımı ile dolgu maddesinin implante edilmesi de tercih edilebilir.

Dolgu Yöntemi Hangi Durumlarda Kullanılır?

Bu yöntem genellikle yüz bölgesinde kullanılır. Çünkü yüzde dolgu işlemi görüntünün ciddi düzeyde değişimini sağlayabilir. Vücudun yüz dışında kalan diğer bölgelerinde, yaralanma, yanık gibi çeşitli nedenlerle oluşan çöküntülerin daha düzgün bir görünüm alması amacıyla da estetik dolgu tercih edilebiliyor. En sık kullanılan bölgeleri ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Alında, iki kaşın arasında, göz çevresinde ya da dudak civarında oluşan kırışıklık görünümünü azalmak
  • Burun kenarlarından ağızın köşesine kadar uzanan bölgede oluşan oluk görünümünü azaltmak
  • Ağız köşesinden çene bölgesine doğru uzanan oluk görünümünü azaltmak
  • Çene bölgesinin iki kenarında ya da tek tarafında oluşan oluğu azaltmak
  • Dudak içerisinde uygulanan enjekte ile dolgu dudak görünümü yani daha dolgun bir dudak görünümü elde etmek
  • Alın, elmacık kemiği, çene, yanak ya da göz altı bölgesinin daha dolgun bir görünüm almasını sağlamak
  • Akneden ya da yaralanmalardan kaynaklanan çukurların doldurulması

Dolgu Yöntemi Nasıl Etki Gösterir?

Bu yöntemde kullanılan dolgu maddesi cilt içerisine ya da cilt altına enjekte edildiğinde, cildin görünümünde bir hacim artışı sağlar. Cilt yukarıya doğru kalkar ve aynı zamanda daha gergin bir görünüm alır. Çökmüş ya da çukurlaşmış olan cilt görünümü dolgu etkisi sayesinde hafifler. Özellikle ışık altında gölgelenme daha az olur.

Dolgu İşlemi Ne Kadar Sürer?

Cildin hangi bölgesine uygulama yapılacağına bağlı olarak dolgu işlemi süresi de değişir. Genellikle 15 dakika ila 30 dakika arasında işlem tamamlanır. İşlem tamamlandığında hiç beklemeden günlük yaşantınıza geri dönebilirsiniz. Çalışabilir, sosyal aktivitelere katılabilir ve uyuyabilirsiniz.

Dolgu İşlemi Ağrılı mıdır?

Uygulamanın gerçekleştirileceği bölgeye, uygulama öncesinde anestetik krem, soğuk kompres uygulama ya da lokal anestezi yapılacağından dolgu sırasında herhangi bir acı, ağrı ya da sızı hissedilmez. Enjeksiyon işleminde son derece ince iğne ucu kullanılır ve uyuşmaya bağlı olarak iğnenin cilde girdiği sırada dahi bir acı hissedilmez. Vücudun hangi bölgesine dolgu yapılacağına bağlı olarak, hangi yöntem ile deride uyuşmanın gerçekleştirileceğine karar verilir.

Dolgu İşlemi Sonrası Şişlik ve Morarma Olur mu?

En çok merak edilen hususlardan biri de dolgu yan etki yapar mı, şişlik ya da morluk gibi istenmeyen görüntüler ortaya çıkar mı, şeklinde oluyor. Bu işlemin usulüne uygun olarak, doğru teknik ve doğru malzemeler ile gerçekleştirilmesi son derece önemli. Tecrübeli bir hekim tarafından usulüne uygun şekilde yapılması halinde morluk oluşmaz. Ancak bazı kişilerin kullandıkları Aspirin gibi ilaçlar cildi kanamaya meyilli hale getirir. Bu durumda hafif morluk oluşabilir. Uygulamanın yapıldığı bölgeye bağlı olarak hafif şişlik oluşması mümkün. Özellikle yüz dolgu ve dudak dolguda şişlik 1 ila 2 gün içerisinde geriler ve yok olur.

Hazır Dolgu Maddesi Nedir?

Tamamen steril koşullarda sentetik ya da biyolojik olarak hazırlanan, enjekteye hazır maddeler, hazır dolgu maddesi olarak adlandırılır. Kullanılan dolgu maddesinin markası, FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından onaylanmış olmalıdır. Uygulamada tercih edilen estetik dolgu fiyatları markaya göre değişebilir. Hazır dolgu maddeleri “geçici” ya da “kalıcı” olabilir.

Hazır – Geçici Dolgu Nedir?

Hazır geçici dolgu maddesi cilde enjekte edildikten sonra zamanla emilerek hacim veren etkisi kaybeder. Emilim süresi ise dolguda kullanılan maddenin molekül yapısına, cilde enjekte edilen miktara ve vücudun hangi bölgesine enjekte edildiğine bağlı olarak değişir. En genel şekliyle dolgu maddesinin hacimsel etkisi kaybetme süresi 6 ay ila 12 ay arasındadır. En sık kullanılan dolgu maddeleri hyaluronik asit, kalsiyum hidroksiapatit, poly-L laktik asit ve kolajen olur.

Hazır – Geçici Dolgunun Avantajları Nelerdir?

En büyük avantajı geçici olmasıdır. Çünkü yapılan dolgunun yüzünüzün herhangi bir bölgesini ya da yüz ifadenizi nasıl değiştireceğini önceden görme şansını sunar. Kalıcı dolgu öncesinde, dolgu işlemi sonrası ortaya çıkan görünümü beğenip beğenmeyeceğiniz noktasında duyduğunuz endişe, geçici dolgu işlemi ile ortadan kalkar. Geçici dolgunun bir diğer avantajı, dolgu maddesinin kullanıma hazır olması ve işlemin kısa sürede tamamlanabilmesidir. ameliyathane koşullarına gerek kalmaz ve dilediğiniz zaman işlem tekrarlanabilir. Kalıcı dolgudan daha ekonomik olması da geçici dolgunun bir diğer avantajı.

Hazır – Geçici Dolgunun Dezavantajları Nelerdir?

Dolgunun geçici olması avantajın yanı sıra dezavantaj da olabiliyor. Dolgu etkisinin geçici olması, işlem sonrası sonucu beğenmeniz halinde sizin için dezavantaj olabilir. Dolgu etkisi kaybolduğunda işlemin yenilenmesi gerekir ve bu da ek bir maliyet anlamına gelir. Bir diğer dezavantaj ise dolgu maddesinin cilt tarafından emilmeyebilir olmasıdır. Deride yabancı cisim reaksiyonu ortaya çıkabilir ve bazı düzensizlikler oluşabilir. Ayrıca 5 ml ila 15 ml gibi hacimlerde geçici dolgu işlemi, kalıcı dolgu işleminden daha yüksek bir maliyeti zorunlu kılabilir.

En İyi Geçici Dolgu Maddesi Hangisidir?

En iyi geçici dolgu maddelerinden biri de Juvadermdir. Yumuşak kıvamda olması, deride yabancı cisim reaksiyonu oluşturma riskinin daha düşük olması, ciltte emilim süresinin daha uzun olması ve dolgu etkisinin daha uzun sürmesi gibi özellikler bu markayı ön plana çıkarıyor. Ancak sizin cildinizin durumuna bağlı olarak farklı bir marka dolgu maddesi de kullanılabilir. Çünkü ideal dolgu maddesi markası kişiye göre değişebiliyor.

Kalıcı Dolgu Nedir?

Kalıcı dolgu, vücut tarafından emilmeyen ve deri altında ömür boyu kalan maddeler kullanılarak yapılan dolgu işlemidir. Dolgu etkisi kalıcı olur ve kullanılan dolgu maddesi de ömür boyu cilt altında kalır. Fakat deri ve deri altındaki yumuşak doku zamanla yer değiştirir ve incelir. Kalıcı dolgu maddesi bu değişime uyum sağlayamaz. Dolayısıyla kalıcı dolgu maddesi uzun vadede tedavisi oldukça güç estetik sorunları beraberinde getirebilir.

Dr. Özgür Koldaş’ın Dolgu İşlemine Yaklaşımı Nedir?

“Eğer 1-5 ml gibi küçük miktarlarda dolgu maddesi gerekiyorsa, dolgu işlemi ofis ortamında yapılacaksa, kişi estetik sonucu beğenip beğenmeyeceği konusunda endişeli ise öncelikle hazır-geçici dolgu işlemini tercih ediyorum. En sık hyaluronik asit içeren dolgu maddelerini kullanıyorum.

Eğer 5-15 ml gibi daha büyük hacimli dolgu işlemi gerekiyorsa, sonucun kalıcı olması isteniyorsa veya kişi zaten başka bir nedenle estetik ameliyat oluyorsa aynı seansta mutlaka kendi vücudundan alınarak hazırlanan yağ enjeksiyonunu tercih ediyorum.”

DEVAMINI OKU

Işık Dolgusu

Cildin daha sağlıklı bir görünüm alması için tercih edilebilecek uygulamalar arasında ışık dolgusu da bulunuyor. Cildin ışığı yansıtma kapasitesini arttırmak ya da yeniden kazandırmak amacıyla yapılan ışık dolgusu,  mezoterapi ve dolgu uygulamasının bir arada kombine şekilde uygulanması ile gerçekleştiriliyor.

Neden Işık Dolgusu Yaptırmak Gerekir?

Yeni bir yöntem olması nedeniyle ışık dolgusu ne işe yarar sorusundan başlamak gerekir. Bu uygulama göz altı morluğunu da azaltan, daha dolgun ve daha canlı bir cilt görünümü sunan bir metot. Ciltteki kırışıklık görünümünü de azaltma özelliğine sahip. Dolgun bir cilt görünümü ile birlikte cildin ışığı yansıtma kapasitesinde de ciddi düzeyde bir yükselme meydana geliyor.

Işık Dolgusu Ne Kadar Sürer?

Bu uygulama kür şeklinde gerçekleştiriliyor. 3 hafta ara ile birkaç seanslık uygulama, beklentileri karşılayan bir sonuç için yeterli olabiliyor. Cildin durumuna bağlı olarak ışık dolgusu süresi kişiye göre değişebilir.

Işık Dolgusunun Kalıcılık Süresi Nedir?

En yeni teknikler kullanılarak uygulanan ışık dolgusu benzer yöntemler ile kıyaslandığında çok daha uzun bir kalıcılık sunuyor. Işık dolgusunun kalıcılık süresi 1 yıl ila 1,5 yıl arasında değişir. Göz çevresinde oluşan halka görünümünü yok etmek ya da göz altı morluklarını gidermek amacıyla gerçekleştirilen ışık dolgusu ise 1,5 yıl ila 2 yıl arasında kalıcılık süresi sunabiliyor. Uygulamanın yeniden yapılması ise kalıcılık süresinin uzamasını sağlayabiliyor. Kalıcılık süresinin değişmesi ise genetik faktörler başta olmak üzere kişinin yaşam tarzı, yaşı hatta cinsiyeti gibi çeşitli unsurlara bağlı.

Göz Altı Işık Dolgusunun Etkisi Nedir?

Dünyanın pek çok ülkesinde uygulanan ışık dolgusu göz altı gibi müdahalenin daha zor olduğu bölgelerde de başarılı neticeler elde edilmesini sağlayabiliyor. Doğru şekilde uygulanan gözaltı ışık dolgusu göz altı çukurunun düzeltilmesini sağlayabilir. Ayrıca göz çevresindeki derinin kalitesini arttırmak, daha genç bir görünüm elde etmek, şişlik ya da morlukların görünümünü hafifletmek ya da yok etmek için de tercih edilebilir.

DEVAMINI OKU

Dudak Dolgusu

Yüz ifadesinde dudakların görünümü son derece etkindir. Dudaklar bazen doğuştan ince bir yapıya sahip olur. Bazen de yaşın ilerlemesiyle beraber dudaklar dolgunluğunu kaybedebilir. İşte bu durumda devreye dudak dolgusu işlemi girer. Daha dolgun ve estetik açıdan daha güzel bir dudak görünümüne sahip olmak, yapılacak basit bir işlem ile mümkün olabiliyor. Çünkü dolgu işlemi sadece dudakları dolgunlaştırmak için değil, biçimlendirmek için de kullanılan bir teknik.

Dudak Şeklinizi Güzelleştirin

Yüz ifadenizi çok daha karakteristik kılabilen dudak görünümünü güzelleştirmeniz mümkün. Dudak dolgu işlemi ile ince dudak yapısı dolgun bir görünüme bürünebilir. Ayrıca dudak bölgesindeki asimetrik görünüm de dolgu işlemi de ortadan kaldırılabiliyor. Başarılı bir uygulama ile dudak kontürlerinin yeniden belirlenmesi dahi mümkün olabiliyor. Dudakların köşelerinin doldurulması, şekillendirilmesi ve nemlenmesinin sağlanması da dudak dolgusu ile yapılabilir. Yapılan işleme, dolguda kullanılan malzemeye ve malzeme miktarına bağlı olarak dudak dolgusu fiyatı da değişebilir.

Dudak Dolgusu Nasıl Yapılır?

Uygulama öncesinde dudaklara anestetik krem sürülür ve dudaklarda uyuşma olması sağlanır. Böylece kişinin dudak dolgusu acıtır mı endişesi de ortadan kaldırılır. Dolgu maddesi dudak içerisine enjeksiyon yöntemi ile verilir. Bu işlemde son derece ince olan iğne ucu kullanılır. Uygulama sonrasında kişi beklemeden günlük yaşantısına geri dönebilir. İlk defa dudak dolgusu yaptıran kişilerde ilk uygulamanın üzerinden 2 hafta geçtikten sonra tamamlayıcı bir uygulama daha yapılması gerekebilir.

Dudak Dolgusu İşlemi Ne Kadar Sürer?

Eğer dudakta bir deformasyon olması gibi farklı bir durum söz konusu değilse, dudak dolgusu süresi yaklaşık olarak 15 dakika ila 20 dakikadır. Uygulamanın yapılacağı dokunun durumuna göre bu süre değişebilir.

Dudak Dolgusu Ne Kadar Kalır?

Uygulamanın kalıcılık süresi, tüm dolgu işlemlerinde olduğu gibi kişinin cilt yapısı, yaşı, genetik faktörler ve dolgunun vücut tarafından emilim süresine bağlı olarak değişebilir. Ancak genel olarak dudak dolgusu kalıcılık süresi 6 ay ila 12 ay arasındadır.

Dudak Dolgusu Reaksiyon Riski Nedir?

Bu uygulama hyalüronik asit içerikli dolgu maddeleri kullanılarak gerçekleştirilir. Bu madde vücutta zaten bulunan, doğal bir madde olduğundan dolgu uygulaması sonrasında deride yabancı cisim reaksiyonu oluşmaz. Bu yönüyle dudak dolgusu sonrası reaksiyon oluşma riski ortadan kalktığından yüz güldüren bir dolgu işlemi olduğu söylenebilir.

Dudak Dolgusunda Kullanılan Malzeme Nedir?

Dudakları büyütmek, kalınlaştırmak ya da biçimlendirmek için kullanılan dolgu malzemesi hyalüronik asit içerir. Bu madde akışkan bir jel kıvamına sahip. Aynı zamanda su tutucu özelliği de bulunuyor ve dudaklara enjekte edildikten sonra vücut tarafından metabolize ediliyor. Bu süre 6 ay olabildiği gibi 1 yıl da sürebiliyor. Maddenin vücut tarafından metabolize edilmesiyle birlikte dolgunluk etkisi de ortadan kalkıyor. Dudakların köşe arasında kalan kıvrımlı bölgelerinde ya da dudaklara belirgin bir hacim kazandırılmak istendiğinde yoğunluk düzeyi daha yüksek olan dolgu maddeleri de kullanılabilir.

DEVAMINI OKU

Saç Ekim

Hem erkeklerde hem de kadınlarda, saç dökülmesinin normal seyrinden daha fazla olması, saçlı deride açık alanların oluşmasını beraberinde getirir. Yetişkin bir insan günlük olarak ortalama 50 ila 100 saç telini kaybeder. Bu saç kaybı son derece normal kabul edilir. Fakat kaybedilen saç telinin daha yüksek oranda olması, çok sayıda kişinin yaşadığı ortak bir problem.

Saçlar Neden Dökülür?

Enfeksiyon hastalıkları, bazı ameliyatlar, hormon düzeylerindeki değişimler, uzun süre devam eden yüksek ateş durumu, bazı ilaçlar ya da stres gibi pek çok faktör, anormal saç dökülmesine sebep olabiliyor. Fiziki etmenler de saçlarda anormal dökülmeyi doğurabilir. Saçların bir travmadan etkilenmesi, yanlış saç ürünlerinin kullanılması, saç boyalarındaki kimyasal maddelerden bazıları, saçların çekiştirilmesi, saç şekillendirme ürünlerinin sık kullanılması gibi fiziksel unsurlar anormal saç dökülmesi ile sonuçlanabiliyor. Bu durumda saçlı deride oluşan açık alanın saçla kaplanması için çok sayıda kişinin imdadına saç ekim işlemi yetişiyor.

1

2

 

Erkek Tipi Saç Dökülmesi:

Saçlarda çoğu zaman tipik bir dökülme formu ortaya çıkabiliyor. Erkeklerde görülen tipik dökülme, ön bölümdeki saç çizgisinin geriye doğru açılacak şekilde saçların azalması seyrini izliyor. Zamanla tepe bölgedeki saçlarda azalma meydana geliyor. Erkeklerde saç dökülmesinin ne zaman başladığına dair bir bilgi vermek mümkün değil. Ergenlik döneminde dahi başlayabilen tipik saç dökülmesi genetik erkek hormonları ve ilerleyen yaş gibi unsurlara bağlı olarak her yaşta ortaya çıkabiliyor.

3

Kadın Tipi Saç Dökülmesi:

Kadınlarda görülen saç dökülmesi formu, erkeklerde görülen tipik saç dökülmesinden bir hayli farklı. Kadınlarda genellikle saç kaybı tepe bölgede başlıyor. Bir halka şeklinde ilerliyor ve zamanla tepe bölgede çok az sayıda saç teli kalırken, ön bölümde de ciddi bir saç seyrelmesi gözlemleniyor. Bu nedenle saç ekimi kadınların da sıklıkla tercih ettiği bir yöntem olabiliyor.

4

Saç Ekimi Nedir?

Saç dökülmesi meydana geldiğinde saç ekimi nedir sorusu çok daha fazla önem kazanıyor. Saç ekimi, en genel şekliyle saçlı deride dökülmemiş olan saç tellerinin alınarak dökülmenin meydana gelmiş olduğu bölgeye nakledilmesi işlemidir. Genellikle saçlı derinin kulak arkasında kalan iki yan kısmında saç kaybı daha az meydana gelir ya da meydana gelmez. Bu nedenle hem kadınlarda hem de erkeklerde saç kaybının olduğu bölgeye nakledilecek saçlar, iki yan kısımdan alınır.

Saç Ekimi Ne Kadar Sürer?

Son yıllarda saç ekim teknikleri farklı yöntemleri de beraberinde getirdi. İşlem için tercih edilen tekniğe bağlı olarak saç ekim işleminin süresi de değişebilir. Genellikle saç ekim süresi 6 saat ila 8 saat arasında değişir. Saç ekim işleminde her 1 santimetre kareye 60 ila 80 arasında saç kökü yerleştirilir. Ancak bu sayı kişiden kişiye farklılık gösterir. Çünkü uygulama yapılan bölgedeki saç sayısı ya da dökülme oranına bağlı olarak daha yüksek oranda saç kökü yerleştirilebildiği gibi daha az oranda saç kökü nakli de gerçekleştirilebilir.

Saç Ekim Aşamaları Neler?

Saç ekiminde öncelikle saçlı derideki dökülme düzeyinin ve dökülme formunun tespit edilmesi gerekir. Ardından sağlıklı saç köklerinin saçlı derideki tespiti ve hangi bölgeye yaklaşık olarak kaç adet saç kökünün nakledileceği gibi hususlarda bir tespit gerçekleştirilir. Yapılacak uygulamanın her yönüyle belirlenmesinin ardından saç ekim aşaması gerçekleştirilir.

Yaklaşık olarak 6 ila 8 saat devam eden seans şeklindeki saç ekim süresi içerisinde saç ekimi yapılır. Ekimi gerçekleştirilen saçlar uygulamadan sonra 1 ay içerisinde dökülür. Bu durumda endişeye mahal verilmemeli çünkü ekilen saçların 1 ay içerisinde dökülmesi son derece normal bir seyirdir. Uygulamanın yapılmasının üzerinden 3 ay geçtikten sonra saçlar yeniden uzamaya başlar. Yaklaşık olarak 6 ay ila 8 ay sonrasında ise saçlar belirli bir uzunluğa erişmiş olur. Bu zaman zarfında dökülme meydana gelmiş olan bölgede belirli bir saç yoğunluğuna da erişilir.

Saç Ekiminde FUT Yöntemi ( Foliküler Unite Transplantasyonu)

Saç ekiminde kullanılan FUT yönteminde cerrahi bir müdahale gerçekleşir. Ense bölgesinde yer alan saçlar şerit halinde alınır ve köklere ayrılır. Sonrasında saç kaybı meydana gelmiş olan bölgeye bu kökler cerrahi olarak nakledilir. Yıllar önce kullanılan bu yöntem, günümüzde daha zahmetsiz saç ekim tekniklerinin geliştirilmesiyle birlikte terk edilmeye başlandı. Saç ekimi yaptıran kişiler açısından da bir iyileşme süreci geçirmeleri gerektiğinden bir hayli zahmetli bir teknik olduğu bilinir. Cerrahi bir müdahalenin söz konusu olması, dikiş atılması, olası komplikasyonlar ve benzeri nedenlerle teknik, çok gerekmedikçe kullanılmıyor.

FUE Yöntemi (Foliküler Ünite Extraksiyonu)

Tüm dünyada saç ekiminde en çok kullanılan teknik FUE oluyor. Tek bir seans içerisinde 4 bin ila 8 bin arasında saç kökü nakledilebiliyor. Bu yöntem mikro cerrahi tekniği ile gerçekleştirilen bir saç ekim yöntemidir. Başın ense bölümünden ve kulak arkasında kalan iki yan kısmından alınan saç kökleri, saç kaybının meydana geldiği bölgeye nakledilir. Cerrahi bir müdahale söz konusu olsa da, mikro cerrahi kullanıldığından saç ekimi yaptıran kişi, birkaç gün gibi çok kısa sürede günlük yaşantısına geri dönebilir. Son derece hızlı bir iyileşme gözlemlenir.

Saç ekiminde FUE yöntemi yalnızca lokal anestezi ile gerçekleştirilir. Ömür boyunca dökülmeme özelliğine sahip olan saçlar, saç derisi kesilmeden alınır. Donör bölgesinden alınan saç kökleri saçsız alana tek tek yerleştirilir. Bu teknikte, ihtiyaç duyulması durumunda sırt ya da göğüs bölgesinde bulunan kıl kökleri de kullanılabiliyor. Bu işlem esnasında genellikle 0.7 mm ya da daha ince olan iğne uçları kullanılır. Kişinin doku durumuna bağlı olarak 0.8-1 kalınlığında iğne uçları da tercih edilebilir.

DHI Yöntemi (Direct Hair Implantation)

Foliküler Ünite Extraksiyonu yani FUE saç ekim yönteminin bir başka çeşidi olan DHI saç ekimi, birkaç açıdan FUE tekniğinden ayrılır. DHI saç ekim tekniğinde 0.5 mm ila 0.7 mm çapında olan iğneler kullanılarak saçlı deriden, göğüs bölgesinden ya da sakaldan saç ya da kıl follikülleri çıkarılır. Bu kökler HairPen/Choi iğne içerisine yerleştirilir ve dökülme meydana gelmiş olan derinin altına istenen şekilde yön verilecek pozisyonda yerleştirilir.

DHI yöntemi ile gerçekleştirilen saç ekim işleminde kanama meydana gelmez. Uygulamanın yapılmasının ardından sadece bir hafta içerisinde tamamen iyileşme olduğundan hasta için de zahmetsiz bir yöntemdir. İşlemin yapılmasından bir gün sonra saçlar yıkanabilir. Bu yöntem kaç ekimi, sakal ekimi gibi amaçlar için de tercih edilen, başarılı bir teknik.

Vücut Kıllarından Saç Ekim

Gelişen teknoloji sayesinde artık vücudun çeşitli bölgelerinde yer alan kıl kökleri özel tekniklerle alınarak istenen herhangi bir yere nakledilebiliyor. Saç ekim işleminde saç köklerinin yetersiz olması durumunda vücudun diğer bölgelerinde yer alan kıllar tercih ediliyor. Genellikle sakal ve göğüs kılları, vücut kılından saç ekim işleminde saçlı deriye en çok nakledilen kıllardır. Bunun nedeni sakal ve göğüs kıllarının vücudun diğer bölgelerinde yer alan kıllardan daha kaliteli olmasıdır. Bu bölgelerde yer alan kılların yetersiz olması halinde kol kılları ya da bacak kılları da kullanılabiliyor. Bu durumda pek çok kişinin aklına gelen husus, vücut kıllarının kıvırcık olması şeklindeki yanlış bilgi oluyor.

Öncelikle bilinmesi gereken husus, vücut kıllarının aslında kıvırcık olmadığıdır. Sadece saç ya da sakal gibi güçlü kıllar olmadığından kıyafetin baskısı ile dahi kıvrılabiliyor olmalarıdır. Ayrıca daha narin olmaları kolaylıkla kırılmalarını ve dökülmelerini sağlarken bu kıl kökleri saçlı deriye nakledildiğinde daha güçlü çıkar. Dolayısıyla vücut kıllarının saç olarak nakledilmesi halinde kolaylıkla döküleceği da yanlış bir bilgidir.

Vücut kıllarının saçlı deriye nakledilmesi halinde saç köklerinin nakli kadar başarı elde edilebilir. Sadece önemli bir detayın gözden kaçırılmaması gerekir. Saç ekimi öncesinde donör olarak kullanılacak vücut bölgesindeki kıllar tıraş makinesi ile düzenli olarak tıraş edilmelidir. Bu sayede kökleri güçlenecek ve saç ekimi işleminde kullanılmaları halinde uygulama çok daha başarılı olacaktır. Birkaç ay boyunca kılların tıraş edilmesi, köklerinin güçlenmesi için yeterli olabiliyor.

Yara İzlerini Gidermek İçin Saç Ekim

Çok sayıda kişi yara izlerinin kapanması için estetik cerrahi müdahaleleri tercih ediyor. Yara izleri saçlı deride ya da vücudun kıl bulunan bir bölgesinde meydana gelmişse, saç ekim işlemi ile son derece kolay bir şekilde gizlenebilir. Sakal, bıyık, kaş ya da kol gibi bölgelerde yaralanma, bu bölgede yeniden kıl çıkmasını önleyebiliyor. İşte bu durumda başarılı bir saç ekim işlemi ile yaralanmış bölgede yeniden kıl ya da saç çıkması sağlanabiliyor.

Vücuttaki yara izini gideren saç ekimi işleminde en sık kullanılan teknik DHI yöntemi oluyor. Uygulama esnasında choi iğneleri kullanılıyor ve hızlı bir iyileşme süresi eşliğinde ekim işlemi de gerçekleştirilmiş oluyor. Derideki kıl yoğunluğu ile aynı düzeyde bir ekim işlemi yapıldığından, yara izinin büyüklüğüne de bağlı olarak kaç adet kıl kökünün taşınması gerektiği değişir. Ancak DHI tekniği tek seansta çok sayıda kıl kökünün nakline izin veren bir teknik olduğundan geniş bir alanı kaplayan yara izleri dahi kolaylıkla kamufle edilebiliyor.

Kaş Ekimi

Kaş kaybı durumunda yine DHI tekniği kullanılarak kaş ekimi yapılabiliyor. Bunun için kaş kıllarının yapısına en yakın olan ense saçları tercih ediliyor. Uygulama sonrasında elde edilen görünüm, kaş ekim çalışmasının yapıldığını gizleyebilecek kadar başarılı. Yaralanmalar gibi yara izine bağlı olarak kaşlarda oluşan açıklıkların giderilmesinde de bu yöntem başarılı bir sonuç elde edilmesini sağlıyor. Hatta yara izine bağlı açıklıklarda en etkin sonucun DHI tekniği kullanılarak yapılan kaş ekimi ile mümkün olduğunu söylemek mümkün.

Sakal veya Bıyık Ekimi

Sakal ekimi ve bıyık ekimi seyrek sakal ve bıyık görünümünü ortadan kaldırmak, çeşitli nedenlerle oluşan açıklığı gidermek amacıyla tercih edilebilir. Hatta sakal ve bıyığın hiç çıkmaması durumunda dahi gayet başarılı bir şekilde sakal ve bıyık ekimi yapılabiliyor. Sakal ve bıyık ekiminde follikül ve DHI tekniği, en başarılı sonucu sağlayan yöntemlerdir. Yüz bölgesindeki açık görünümü tamamen ortadan kaldırabilen teknikler olduğu söylenebilir.

Bıyık ve sakal bitimi noktasında daha düzgün bir görünüm elde etmek için de sakal ve bıyık ekimi çalışması yapılabiliyor. Yüz ifadesinde oldukça belirleyici olan sakal ve bıyığın bitim çizgisi çok daha düzgün ve estetik bir görünüme bürünebiliyor. Bu çalışma için de yine mevcut sakal ve bıyık kıllarının nakledilmesi tercih edilebilecek yöntemler arasında bulunuyor.

Saç Ekimi ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Saç Ekiminde Kılların Yönü Nasıl Belirleniyor?

Saç ve kaş ekiminde kılların yönü belirlenebiliyor. Yön belirlemesinde ise mevcut kılların yönü dikkate alınır. Aksi halde nahoş bir görünüm ortaya çıkabilir. Bu nedenle mikro cerrahi tekniği ile yapılan kıl yönü belirlemesinde mevcut kılların yönü belirleyici unsurdur.

Saç Ekimi Kaç Saat Sürer?

Elbette saç ekimi yapılacak bölgenin genişliği, saçın yoğunluk düzeyi gibi pek çok unsur, saç ekimi çalışmasının süresini değiştirebilir. Ancak genellikle saç ekimi ortalama 8 saat süren bir çalışmadır.

Saç Ekimi Herkese Yapılabilir mi?

Saç ekiminde her ne kadar başarılı teknikler geliştirilmiş olsa da, bu uygulama herkese yapılamaz. Kanama ile ilgili sorun yaşayanlar ile döner sahada uygun saç kılları olmayan kişilere maalesef saç ekimi yapılamıyor.

Saç Ekiminde Yeni Saçlara Ne Zaman Kavuşulur?

Saç ekimi çalışması tamamlandıktan sonra 20 gün geçmesi gerekir. Bu sürenin sonunda ekilen saçlar dökülür. Kişi ekilen saçların 20 gün sonra dökülmesi durumunda endişe yaşamamalı. Çünkü son derece normal bir seyir. Saç kılları dökülse de soğancık bölgesi deri altında kalır ve yaklaşık olarak 3 ay sonra bu bölümden yeni saç kılları kendiliğinden çıkmaya başlar. Görünümde net bir değişim olması için 6 ay beklemek gerekebiliyor. Bu sürenin sonunda her ay % 10 oranında bir saç artışı ortaya çıkar. Tüm saç ekimi ve doğal bir saçlı görünüm elde edilmesi 1 yıl içerisinde tamamlanan bir süreçtir.

Saç Ekimi Sonrasında Deniz Ve Havuza Girilebilir mi?

Saç ekimi sonrasında hafif kabuklu bir görünüm ortaya çıkar. Bu görünüm 15 gün sonrasında yok olur. Saçlı derideki kabuklu görünüm ortadan kalktığında denize ya da havuza girilebilir.

Saç Ekimi Sonrasında Saç Dökülmesi Olur mu?
Uygulamanın doğal süreci 1 yıl içerisinde tamamlandıktan sonra, saç ekimi ile yerleştirilen saç kılları dökülmez. Ancak kişinin doğal saçlarında dökülme meydan gelebilir ya da mevcut dökülme devam edebilir.

DEVAMINI OKU

Saç Simülasyonu

Saç Simülasyonu Nedir?

Hem bayanlar hem de erkekler tarafından tercih edilebilen saç simülasyonu son yıllarda sıklıkla uygulanan kalıcı makyaj tekniklerinden biridir. Gayet doğal bir görünüm kazandıran ve tıraşlanmış saç görünümü elde edilmesini sağlayan bu işlem erkekler tarafından daha sık tercih ediliyor. Saç ve sakal olan bölgede meydana gelen kıl kayıpları görünümü nahoş şekilde etkileyebiliyor. İleri teknoloji kullanılarak geliştirilmiş olan saç simülasyonu tekniği ile bu görünüm ortadan kaldırılabiliyor.

Saç Simülasyonu Nasıl Yapılır?

Saç simülasyonunda doğal renk içeren pigmentler kullanılıyor ve bu pigmentlerin vücuda hiçbir zararı olmuyor. Özel olarak tasarlanmış bir cihaz yardımı ile pigmentler cildin altına yerleştiriliyor. Saç ya da kıl olmayan derinin natürel şekilde renklendirilmesi esasına dayanan bu teknik ile yeni kesilmiş bir saç ya da kıl görünümü elde ediliyor.

Saç Simülasyonunun Sunduğu Uygulama Fırsatları

  • Traşlanmış efekti
  • Yoğunluk efekti
  • Skar kapama

Tıraşlanmış Efekt

Bu işlemi yaptırmak isteyenlerin büyük bölümü, traşlanmış efekt için müracaat eder. Çünkü saç simülasyonu işlemi ile yeni traşlanmış bir görünüm elde etmek mümkün olabiliyor. Kellik düzeyi Norwood skalasına göre 1 ila 8 seviyesi arasında olanlara bu teknik ile son derece başarılı bir şekilde traşlanmış efekti verilebilir.

Yoğunluk Efekti

Sıklıkla tercih edilen efektlerden bir diğeri de yoğunluk efekti oluyor. Bu efektin saç simülasyonu ile elde edilebilmesi için Norwood skalası bazında kellik seviyesinin 1 ila 3 arasında olması gerekir. Kafa bölgesinin en üstünde yani crown kısmındaki saçların belirli bir uzunluğa sahip olması da lazım. Bu koşullara uygun danışanlar, traşlanmış efekte hiçbir gerek kalmadan yoğunluk efektine sahip olabilir.

Skar Kapama

Yaşanan kazalar ya da yanıklar kıl kaybını beraberinde getirebiliyor. Bu durumda saç simülasyonu uygulaması ile kaza ve yanık izleri kapatılabiliyor. Ancak skar olarak adlandırılan her açıklık için bu uygulama beklentiyi karşılayamayabilir. Öncesinde bir analiz yapılması gerekir. Analiz sonucuna göre skar izi kalıcı olduğunda uygulama kolaylıkla gerçekleştirilir.

Saç Simülasyonu Acılı Bir İşlem mi?

İşlem acı vermez. Uygulama esnasında ya da sonrasında da ağrı oluşmaz. İşlem esnasında, saç simülasyonu yaptıranlar sadece rahatsızlık veren bir hassasiyet hissettiklerini dile getiriyor. Uygulama tamamlandığında bu his de azalıyor ve kısa süre sonra ortadan kalkıyor.

Saç Simülasyonu İşlemi Doğal Görünür mü?

Uygulama sonrasında kesinlikle gayet doğal bir görünüm elde edilir. Çünkü işlem kişinin tarzına, tercihine, yaşına, cilt tipine ve hatta cildinin renk tonuna göre belirlenir ve uygulanır. Keskin bir saç ön hattı ya da az yoğun bir saç ön hattı gibi dizaynlar kişinin tercihine göre yaratılabilir.

Saç Simülasyonunda Kullanılan Boyalar Zararlı mı?

Saç simülasyonunda kullanılan ürün vücuda zararlı değil. Goldeneye ürünleri Avrupa sertifikalarının gerektirdiği kalitede üretilir. Aynı zamanda kullandığımız ürünler güvenlik ve hijyen standartlarına da uygundur. Uygulamada kullandığımız teknoloji de yine yüksek kalite standartlarında olduğundan güvenle uygulamayı yaptırabilirsiniz.

Saç Simülasyonu Uygulama Süresi Ne Kadardır?

İşlemin ilk seansı 2 saat ila 5 saat arasında değişir. Uygulamanın yapılacağı alanın genişliğine bağlı olarak saç simülasyonu süreside değişir. Toplamda 2 gün içerisinde işlem tamamlanır.

Saç Simülasyonu Avantajları Nelerdir?
  • Saç yerine kullanılan toppik sistemine gerek kalmaz.
  • Uygulama tamamlandıktan sonra tüm spor aktiviteleri endişe duyulmadan yapılabilir.
  • Sürekli olarak uygulanmasına gerek olmaz, tek bir uygulama netice elde edilmesini sağlar.
  • Sabahları uyandığınızda aynada kendinizi görmek istediğiniz gibi görebilirsiniz.
  • Saç ekimi yaptırmak istemeyen ya da yaptıramayanlara ameliyatsız bir çözüm sunar.
DEVAMINI OKU

Endopeel

Endopeel nedir?

Son yıllarda Avrupa ve Amerika’da kullanımı gittikçe artan yüz ve boyun bölgesi öncelikli olmak üzere vücudun çeşitli bölgelerinde de uygulanan sarkmaları azaltıcı tıbbi bir lifting yöntemidir. Patentli bir ürün olan Kas tonusunun (geriminin) artmasını sağlayarak, ciltte oluşturduğu gerginlik sonucu sarkma ve kırışıklıkları azaltan Endopeel’in etken maddesini karbolik asit oluşturmaktadır.

Endopeel nasıl uygulanır?

Sarkmanın veya kırışıklık giderilmesi istenen bölgenin kas dokusu içine enjekte edilerek kullanılmaktadır. Endopeel’in kasta yakıcı veya ağrı verici etkisi yoktur. Uygulamanın konforlu olması için enjeksiyona bağlı oluşabilecek ağrının azaltılması amacıyla lokal anestezik kremler kullanılmaktadır. Uygulanacak bölgenin genişliğine bağlı olmak üzere toplam işlem süresi 15-30 dakika civarında sürmektedir.

Endopeel’in etkisi nedir?

Ham maddesi yer fıstığından elde edilen yağ asitlerinden oluşan Endopeel içine enjekte edildiği kasın gerginliğini arttırmaktadır, bu sırada kasın kasılma aktivitesinde azalma olmamaktadır. Kasın gerginliğinin artması sonucu sarkmaları toparlamakta ve hemen üstündeki cildin de gerilmesini sağlayarak kırışıkların giderilmesini sağlamaktadır.

Hangi bölgelere uygulanır?

Endopeel’in çok geniş bir uygulama alanı vardır. Yüzde alındaki, dudak kenarı ve üstündeki kırışıklık çizgilerinin giderilmesinde kullanıldığı gibi, tüm yüzde lifting amacıyla da çok başarılı şekilde uygulanmaktadır. Ayrıca çene altındaki, boyundaki sarkmalar da Endopeel için önemli kullanım alanlarıdır. Bunların dışında dekolte liftingi, üst kol bölgesi sarkmalarının toparlanması, göbek, basen ve kasık bölgesi sarkmaları toparlanması, selülitli derinin gerginleştirilmesi gibi uygulamalar sıklıkla Endopeel’in kullanım alanlarına girmektedir.

Endopeel’in etkisi ne zaman başlar ne kadar sürer?

Endopeel uygulaması sonucu etki 10-30 dakika gibi kısa bir sürede oluşmaya başlamaktadır. Uygulama sonrası etki 6-8 ay kadar sürmektedir. Bu süre sonunda tamamen geriye dönüş olduğu için yıllarca ardışık uygulamalar rahatlıkla yapılabilmektedir. Ardışık uygulamalar sonucu, Endopeel’in etki süresi de uzamaktadır. Diğer bir uygulama yaklaşımı da iki ayda birçok düşük doz Endopeel ile yapılacak idame tedavisidir. Böylece olumlu etkilerin sürekli olması sağlanmaktadır.

Endopeel’in avantajları nelerdir?

Bu yöntemin güvenilir şekilde uygulamasında en önemli unsur Sağlık Bakanlığı ve Avrupa CE onayına sahip olmasıdır. Endopeel cerrahi müdahale olmadan acısız bir şekilde sarkmalardan kurtulmanın yanı sıra kırışıklıkların azaltılmasında önemli bir avantaj sunmaktadır. Cerrahi operasyonlar sırasında oluşabilecek yara izi, nekroz, sinir hasarı gibi risklerin olmaması veya operasyonla yapılmış bir lifting etkisinin çok uzun süre devam etmesini sağlaması çok rahat kullanım olanağı sağlamaktadır. Ayrıca uygulamadan bir süre sonra etkinin geriye dönüşünün olması da cerrahiye göre önemli bir kazanımdır. Uygulanan bölgelerdeki kasların botokstaki gibi hareketsiz hale gelmemesi ve mimiklerin kaybolmaması yine önemli avantajlarından biridir. Fakat Endopeel uygulaması kırışıklıkların giderilmesi açısından botoksun bir alternatifi değildir, daha çok birbirini tamamlayıcı olarak iş görmektedirler.

Endopeel’in kullanılmasının sakıncalı olduğu durumlar ve yan etkisi var mı?

Endopeel; hamilelerde, 18 yaşın altındaki kişilerde, şiddetli yer fıstığı alerjisi olanlarda, herpes enfeksiyonlarında ve kardiyomyopatisi olan kişilerde kullanılmamalıdır. Bunun dışında çok büyük oranda oldukça rahat bir uygulamadır. Çok sık olmamak kaydı ile özellikle ilk uygulamanın yapılması sırasında, uygulama yerinde ödem gelişebilir. Bu durum kısa bir süre sonra geçmektedir. Uygulamanın yapıldığı gün sıcak içeceklerden kaçınılması, üç gün boyunca yoğun güneş banyosu yapılmaması ve vitamin A, vitamin C, vitamin E ve güneşten koruyucu kremlerin kullanılması ile hem etkinliğin ideal durumda kalması sağlanır hem de uygulama bölgesindeki şişliklerin önüne geçilir.

Endopeel Tekniği

Yağ asitlerinden yapılmış bir preparat olup, kas lifleri arasında boşluklar oluşturarak 6-8 ay sonra eski haline dönebilen, hızlı bir kas kütlesi liftingi yaratır.
Plastik cerrahlar, kozmetik cerrahlar, KBB ve yüz cerrahları, dermotolog, medikal estetisyenler için bir yöntemdir.
30 dakikadan az bir sürede lifting yapılabilir (skar oluşturmadan kimyasal lifting). Aynı zamanda ciltte hacimsel sıkılaşma sağlar (yüzün 1/3 orta bölgesi)
Uygulandığı her bölgede cildi gerer.
Kötü görünen, torba gibi olmuş düşük gerdan halindeki platisma bantlarının hızlı ve etkili bir şekilde düzeltilmesinde, cildin fiziksel kalitesinin arttırılmasında kullanılır.
Dudak üstündeki kasların hiperaktivitesinden kaynaklanan ve estetik olmayan problemin giderilmesine yardımcı olur.
Etkinlik, kolay kontrol edilebilirlik ve uzun süren etki elde etmek bakımından ENDOPEEL tekniğinin uygulanacağı en uygun yer, kaslardır.
Çalışmalar esnasında doku ölümü veya abse belirtilerine rastlanmamıştır.

Endopeel Tekniğinin yüz Boyun Uygulamalarında Sağladığı Avantajlar

Cerrahi müdahalelere girmeden acısız bir kimyasal lifting yapılmasını sağlar.
Yüz ve boyun liftinginde, kimyasal yolla, herhangi bir skar oluşmadan hızlı bir şekilde belirgin sonuçların alınması sağlanır.
ENDOPEEL tekniği ile yüz ve boyun liftingi 6-8 ay sürelidir.
Cerrahi yüz liftinglerinin daha uzun ömürlü olmasına yardım eder.
ENDOPEEL tekniği, yüzün 1/3 alt bölümünde kasları felç etmeden etki yaparak Botulinum toksini injeksiyonuna bir alternatif olabilir.
ENDOPEEL tekniği, kimyasal araçlarla cilt sıkılaşması sağlayan yöntemlere alternatif oluşturur. Kaslardaki değişiklikler, hemen hemen tamamen eski haline döner.
Endopeel Tekniğinin Diğer İlginç Endikasyonları

ENDOPEEL tekniği, karbolik asit kas peelingi injeksiyonu olup aşağıdaki endikasyonlar için yeni bir yöntemdir.
Hızlı gluteal lifting: 20 ml kadar kullanarak kalça altı yağlar yukarı kaldırılır.
Kalça bölgesinde bir dışbükeylik elde etmek.
Kalça genişliğini azaltmak.
Kalça bölgesinin cilt kalitesini arttırmak.
Kalça bölgesine daha genç bir gerginlik sağlamak: Bu etki 30 dakika sonra ortaya çıkar ve 3 saat sonra en iyi haline gelir.
Selülitte iyileşme

Tokyo, Japonya’dan Prof. Hiro Taro Fukuoka boyun bölgesinde gençleştirme için yakın zamanda ENDOPEEL ile kök hücre proteinlerini birlikte kullanmıştır. Sonuçlar tek başına ENDOPEEL’den ve tek başına kök hücre proteinlerinden çok daha iyi olmuştur.

Endopeel Teknikleri İle Sağlananlar

İnjeksiyon yapılan kasta hemen oluşan boyut değişikliklerine bağlı cilt sıkılaşması sağlanır. Selülit görünümünde (portakal cilt) hızlı iyileşme sağlanır. Cilt ütülenmiş veya peeling yapılmış gibi görünür.

Kötü görünen torbalanmış gerdan-çene kontürü düzeltilir. Çene kontüründe ve kötü görünümlü torbalanmış gerdanda iyileşme sağlamak için pek çok kasa injeksiyon yapılır. İlgili kaslar şunlardır: Ağız kenarındaki Depressor, Buccinator, Masseter, Medial pterygoideus, Digastric, Mylohyoideus, Geniohyoideus

DEVAMINI OKU

H100 ile Cilt Rejenerasyonu

H 100, yeni jenerasyon cilt gençleştirme ve kırışıklık açma uygulamalarından biridir. Yüksek oranda hyaluronik asit içerir. Ayrıca bilinen en güçlü antioksidanlardan olan “mannitol” un varlığı ile de diğer mezoterapi ürünlerinden farklılık gösterir.

Mannitol, hyaluronik asidin dokuda kalıcılık süresini uzatır ve ödem çözücü etkisi vardır. Ayrıca bu kokteyl de cildin ihtiyacı olan peptidler, vitaminler, mineraller, organik silica ve DMAE bulunur. Amaç; derinin nem kapasitesinin artırılmak, sarkan deforme olan bölgelerin sıkılaşması ve kırışıklıkların giderilmesi.

Kullanım için uygun bölgeler:

  • Yüz
  • Boyun
  • Dekolte
  • Gıdı
  • El üzeri

Faydaları:

Deride su tutarak nemlenmeyi artırıp dokuların tamir edilmesine ve elastikiyetin artmasına yardımcı olur.
Bilinen en güçlü anti-oksidanlardan ve ödem çözücü etkisi vardır. Hyaluronik asidin dokudaki ömrünü uzatır.
Yüz mimik çizgilerinin ve kırışıklıkların açılmasını, derinin doğal yolla doldurulmasını ve sıkılaşmasını sağlar.
Deride hücre yenilenmesini hızlandırıp yeniden yapılanmayı sağlayarak yaşlanma sürecinin gecikmesinde yardımcıdır.

Amaç:

Derinin nem kapasitesini arttırmak, sıkılaştırmak ve kırışıklıkları açmak.
Uygulama sıklığı ve aralıkları cilt yapısı ve mevcut durum değerlendirmesi sonrası doktorunuz tarafından belirlenir.Ortalama 2-4 seans uygulanır.

H 100 Aşısının İçeriği;

100 mg Hyaluronic Asit / 5ml – Deride su tutarak dokuların tamir edilmesine ve elastikiyetin artmasına yardımcı olur. Derideki nemi artırır.

Mannitol %5 – Bilinen en güçlü anti-oksidanlardandır ve ödem çözücü etkisi vardır. Hyaluronic asidin dokudaki ömrünü uzatır.

Pro Collagen Peptide – Kollajen büyüme faktörüdür. Kırışıklıkların açılmasına, derinin doğal yolla doldurulmasına ve sıkılaşmasına yardımcı olur.

Hexapeptide-8 – Büyüme faktörüdür. Yüz mimik çizgilerinin ve kırışıklıkların açılmasına yardımcı olur.

Pentapeptide-18 – Kas kasılmasını rahatlatarak kırışıklıkların açılmasına yardımcı olur.

Dmae %3.5 – Deri altındaki kas dokusunu destekleyerek sıkılaşmaya ve sarkmaların azalmasına yardımcı olur. Anti – oksidan etkisi vardır.

Organic Silica – Kollajen ve elastik fibrillerin artışını sağlayarak deri tonusunun düzelmesine yardımcı olur.

2 Vitamin (B1 – B6) – Anti-oksidan etkilidirler. Yaşlanma sürecinin gecikmesinde yardımcı olurlar.

7 Amino Asit – Deride hücre yenilenmesini artırır.

Amino Asit bilgileri;

L-Methionine : L-Methionine protein dokusunun yapıtaşıdır. Cildin genç kalması ve sağlıklı olması için kullanılır.

L-Arginine : Kollajen üretimini arttırır.

Glycine : Hasar görmüş dokuların iyileşmesini hızlandırır. İmmün sistemi destekler. İnsan büyüme hormonunu (hgh) artırır.

Lipo aminoacid (INCI: undecylenoyl phenylalanine) : Kimyasal olarak fenilalanin ve undesilenik asidin sentezlenmesinden oluşan bir birleşimdir. Cilt pigmentasyonunda hızlı bir aydınlatma etkisine sahiptir.

Leucine : Kas ve cilt dokusundaki degradasyonu yavaşlatmada birincil öneme sahip bir amino asittir.

Tyrosine : Cilde rengini veren melanini üretir. Askorbik asitle birleştiğinde kollajen üreten fibroblastları uyardığı düşünülmektedir.

Alanine : Proteinlerin yapıtaşı olan amino asilerden biridir. Ciltte pürüssüz bir görünüm elde edilmesini sağlar.

DİKKAT ,
(H 100 Aşısı sadece doktor uygulamaları içindir. )

DEVAMINI OKU

Somon DNA Aşısı

Somon DNA uygulaması cilt kalitesini arttırmada ve gençleştirmede kullanılan yenilikçi bir uygulamadır.

Bu uygulamada cildin yeniden yapılandırılmasını sağlayan somon’dan elde edilen DNA ekstratı’nın aşamalı olarak cilde verilmesi ile uygulanır. Uygulamalar 2 – 3 hafta aralıklarla planlanır, her bir uygulama 15 – 30 dk. sürer ve kişi uygulamadan hemen sonra cildinde herhangi bir belirti olmadan günlük yaşamına devam edebilir.

Uygulamanın ertesi gününden itibaren her gün ciltte daha da yenilenme izlenir. Yapılan her seansta cildin yapısı güçlenerek elastikiyet ve sıkılığı artar. Güneş ışınlarına bağlı meydana gelen hasar engellenir ve cildin nem dengesi düzenlenir. Böylece cildin doğal yenilenmesi ile sağlıklı, pürüzsüz ve aydınlık bir cilde sahip olan kişi yepyeni bir enerji ve ışıltı kazanır.

Tüm olumlu etkileri 12 ay boyunca devam eder.

DEVAMINI OKU